top of page

TÜRK CEZA HUKUKUNDA TİPİKLİĞİN MADDİ UNSURU NETİCE

Güncelleme tarihi: 22 Ağu 2022

Genel Olarak

Türk Dil Kurumu güncel Türkçe sözlüğe göre netice sonuç demektedir.[1] Doğacı görüşe göre netice, insan hareketinin veya ihmalinin doğal bir etkisidir: yani dış dünyada meydana gelen ve insanın hareketine bağlı olan bir değişikliktir. Bu değişiklik fiziki, fizyolojik ya da psikolojik olabilir.[2]

Örnek olarak mala zarar verme suçu işlendiğinde dış dünyada oluşan değişiklik fiziki bir değişikliktir. Kasten öldürme suçunda maktulün ölmesi dış dünyada fizyolojik bir değişiklik yaratır. Psikolojik değişikliğe örnek olarak da hakaret suçunda hakaret içeren sözün duyulması verilebilir.

Her ne kadar yukarıdaki tanımda dış dünyadaki değişikliğin netice olduğundan bahsetmiş olsak da ceza hukuku açısından dış dünyadaki bu değişikliğin netice olarak değerlendirilebilmesi için aynı zamanda suçun kanuni tanımında unsur olarak yer alması gerekmektedir.

Eğer bir suçun kanuni tarifinde unsur olarak neticeye yer verilmişse suçun tamamlanabilmesi için bu neticenin gerçekleşmesi gerekecektir. Buna karşılık suçun kanuni tarifinde neticeye ayrıca yer verilmemiş ise fiilin gerçekleştirilmesiyle suç da tamamlanmış olacaktır. [3]

‘’Kasten öldürme Madde 81- Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” Kanunun lafzından görüldüğü üzere bir kişinin ölmüş olması neticeyi oluşturmaktadır. Bu suçun tamamlanabilmesi için bir kişinin ölmüş olması neticeyi oluşturur.

“Hakaret Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır…” Yine kanunun lafzına bakıldığında bir kimsenin şerefini ihlal eden söz ve davranışların gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanacaktır.

765 sayılı Ceza Kanununda kanunkoyucu Klasik Suç Teorisindeki neticesiz suç yoktur anlayışını benimsemiş ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu Klasik Suç Teorisi terkedilmiştir. Klasik suç teorisinde netice; hareket ve illiyet bağıyla birlikte fiilin alt unsurları olarak kabul edilmiştir. Bu teoriye göre suçun kanuni tanımında neticeye yer verilmese dahi her suçta mutlaka bir netice vardır. Ancak netice bazen harekete bitişik bazen ise hareketten ayrıdır. [4] Oysa günümüz ceza hukuku anlayışında neticenin fiilin bir alt unsurunu değil fiilden ayrı olarak suçun kanuni tanımında yer alan bağımsız bir unsurunu oluşturduğu kabul edilmektedir.[5]

NETİCEYE GÖRE SUÇLARIN SINIFLANDIRILMASI

1. Sırf Hareket Suçları – Netice Suçları

Kanun koyucunun suçun oluşması için neticeyi aramadığı suçlara sırf hareket suçu denir. Türk Ceza Kanunumuzdaki suçların büyük bir çoğunluğu icrai ya da ihmali bir hareketin gerçekleşmesiyle tamamlanmaktadır.[6] Örneğin tehdit (m.106), cinsel saldırı (m. 102), konut dokunulmazlığını ihlal (m.116), hırsızlık (m.141), yağma (m.148), iftira (267) suçlarında suçun oluşması için netice aranmamaktadır.

Örnek vermek gerekirse hırsızlık suçunu düşünelim. Sokakta bankta oturan bir kişinin cüzdanını yarar sağlamak amacıyla oturan kişinin rızası olmaksızın almasıyla hırsızlık suçu oluşur. Suçun oluşması için mağdurun malvarlığında eksilme gibi bir netice aranmayacaktır. Bu sebeple hırsız cüzdanı sahibine daha sonra geri götürse dahi hırsızlık suçu işlenmiş olacaktır. Mağdurun malvarlığında bir azalma yaratılıp yaratılmadığı suçun oluşması açısından araştırılmaz.

Bazı suçlarda ise suçun oluşması için hareketin icra edilmesi yeterli olmamaktadır. Hareketle birlikte neticenin gerçekleşmesi de aranmaktadır. Bu suçlara neticeli suçlar adı verilmektedir. Neticeli suçlarda hareketle birlikte hareketten ayrılabilen bir neticenin de meydana gelmesi gereklidir. Ayrıca hareket ve netice arasında illiyet bağı da bulunmalıdır. Örneğin kasten öldürme (m.81), taksirle öldürme (m.87), kasten yaralama (m.86), mala zarar verme (m.151) neticeli suçlardır.

Örnek vermek gerekirse kasten öldürme suçunun oluşması fail tarafından silah atışı ile öldürmek için vurulan kişinin aynı zamanda ölmesi gerekmektedir. Yalnızca ateş edilmesi bu suçun tamamlanması için yetmeyecektir. Kasten öldürme suçunun oluşması için vurulan kişinin aynı zamanda ölmesi de gerekmektedir.

Sırf hareket suçu ve neticeli suç ayrımının pratik önemi zamanaşımı, suçun işlendiği yer ve teşebbüs açısındandır.[7] Sırf hareket suçlarında zamanaşımı hareketten itibaren başlamaktadır ve suç hareketin yapıldığı yerde işlenmiş sayılmaktadır. Sırf hareket suçunda teşebbüs olabilmesi için icra hareketlerinin bölünebilir olması gerekmektedir. Örneğin telgrafla hakaret suçu işlenecekse teşebbüs mümkün olabilir. Nadir yaşanan bazı durumlar haricinde sırf hareket suçlarına teşebbüs mümkün değildir.

2. Ani Suç – Kesintisiz Suç

Korunan hukuki menfaatin anlık ihlal edildiği suçlara ani suçlar denir. Tipik örneği kasten öldürme suçudur. Kasten öldürme suçunda netice yani mağdurun ölmesi bir anda gerçekleşir. (6 ay bitkisel hayatta kalmış olsa bile son nefesini verdiği an neticenin gerçekleştiği andır.)

Hareketle birlikte ihlalin de devam ettiği suçlara kesintisiz suç bir diğer deyişle mütemadi suç denir. Örnek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu verilebilir. Kesintisiz suçun tamamlanabilmesi için yani neticenin ortaya çıkabilmesi için ihlalin makul bir süre daha devam etmesi gerekmektedir. Eğer makul süre devam ettirilmezse bu sefer gündeme kesintisiz suça teşebbüs gelecektir.

Doktrinde kesintisiz suçun kendi içerisinde iki alt dalının olduğu ifade edilmektedir. Zorunlu kesintisiz suç ve zorunlu olmayan kesintisiz suç olarak mütemadi suç ikiye ayrılmaktadır. Bazı kesintisiz suçlar ani suç şeklinde işlenebilirken bazı kesintisiz suçlar ani suç olarak da işlenemez. Örneğin hürriyeti tahdit suçu ani suç olarak işlenemeyeceğinden zorunlu kesintisiz suçtur. Ancak karşılıksız yararlanma suçu ani suç şeklinde işlenebildiği gibi TCK m. 163. maddesindeki gibi enerji kullanıldığı sürece suç işlenmeye devam edecektir. Buna da zorunlu olmayan kesintisiz suç denmektedir. (765 s. Kanunda hırsızlık suçu içerisinde tanımlanmış olup yeni TCK ile karşılıksız yararlanma adında ayrı bir suçu oluşturmaktadır.)

Ani suç- kesintisiz suç ayrımı dava zamanaşımının başlama süresi açısından, yetkili mahkeme gibi hususların belirlenmesinde önemlidir. Örneğin dava zamanaşımı kesintinin gerçekleştiği günden itibaren başlayacaktır.

Doktrindeki tartışmalardan biri kesintisiz suçlarda kesinti meydana geldikten sonra aynı suçun tekrar işlenmesi durumunda ne olacağıdır. Bu soruya temadi her ne suretle olursa olsun bir kere sona erdikten sonra aynı eylemin işlenmesi halinde öncekinden ayrı bir suçun işlenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Prof. Dr. Uğur ALACAKAPTAN bu hususa değinmiş olup kendisi de doktrindeki bu görüşe katılmaktadır.[8] Kesinti meydana geldikten sonra aynı suçun işlenmesi ayrı bir suçu oluşturmaktadır.

Doktrindeki bazı yazarlar mütemadi suçun karma nitelikli bir suç olduğunu savunmasına karşın Alacakaptan bu görüşe katılmamaktadır. Kendisi mütemadi suçun zorunlu olarak karma hareketli bir suç olduğu görüşünü kabul etmemektedir.

3. Zarar Suçu – Tehlike Suçu

Suçun maddi konusunun zarara uğraması durumunun kanun koyucu tarafından düzenlenmesi zarar suçunu, suçun konusunun zarara uğratılması ihtimalinin kanunu koyucu tarafından düzenlenmesi ise tehlike suçunu oluşturur.

Hem zarar suçu hem de tehlike suçu neticeli suçların alt dalı olmasına rağmen neticeli suç kavramının yalnızca zarar suçlarına indirgenmesi doğru değildir. Bu hususa Prof. Dr. Hamide Zafer eleştiri yöneltmiştir.[9] Zafer, tehlikenin de bir netice olduğunu ve yalnızca zarar suçlarının neticeli suçmuş gibi algılanmasının yanlış olduğunu ifade etmektedir.

Tehlike suçu da kendi içerisinde somut tehlike suçu ve soyut tehlike suçu olarak ikiye ayrılmaktadır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK m. 179) somut tehlike suçuna örnek verilebilir. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunda (TCK m. 170) ilk fıkra somut tehlike suçuna ikinci fıkra ise soyut tehlike suçuna örnektir.

4. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar, suçun gerçekleşmesi için yeterli olan neticeden başka, daha ağır bir neticenin gerçekleşmesi halinde cezanın artırılmasını öngörür. Suçun basit şekli için kast ya da taksirle hareket edilmesi üzerine daha ağır bir neticenin gerçekleşmesi halinde kanun koyucu cezanın artırılmasını öngörmüştür.

Örnek olarak TCK m.87/4’teki kasten yaralama sonucunda ölüm gerçekleşmesi olarak verilebilir. Ayrıca cinsel saldırı suçlarında mağdurun ölmesi ya da bitkisel hayata girmesi hali de neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça örnek gösterilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus 765 s. TCK’da ağırlaşan netice açısından illiyet bağı yeterli olup kast ya da taksir aranmamaktaydı. Ancak 5237 s. TCK’da ağırlaşan netice bakımından failin en azından taksirle hareket etmesini aramıştır.

5. İcrai Suç – İhmali Suç

Prof. Dr. Timur DEMİRBAŞ neticeye göre suçların sınıflandırılmasında icrai ve ihmali suçu ayrı bir başlıkta incelemiştir. İcrai hareketle işlenen suçlarda hareketten ayrı bir netice söz konusu olduğunu ancak ihmali suçlarda ihmali tutum veya davranışla birlikte suçun işlendiği kabul edildiğinden neticesi harekete bitişik suçlar olduğunu ifade etmektedir. [10]

Bu açıdan bakıldığında örneğin ihmal suretiyle kasten adam öldürme (TCK m.83) suçunu bir hemşirenin işlediğini varsayalım. Hemşire yoğun bakımdaki hasta için hayati önemdeki kırmızı hapı ilgili saatte vermediğini düşünelim. Burada hasta ilaç kendisine verilmediğinden 12 saat sonra öldüğünde hareket ile neticenin bitişik olmadığı görülecektir. Sayın Prof. Dr. Timur DEMİRBAŞ’ın ihmali hareketle işlenen suçlarda neticenin harekete bitişik olduğu savına katılmıyoruz.

6. Kalkışma Suçları

Ceza kanunları kural olarak suçun hazırlık hareketlerini değil suçun tamamlanmış halini dikkate alarak faili cezalandırırlar. Ancak doktrinde kalkışma hareketleri olarak adlandırılan bazı suçlarda hazırlık hareketlerini işleyenler de suç tamamlanmış gibi cezalandırılır. Örneğin fuhuş (TCK m.227) suçunda bu suçun işlenişine ilişkin hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Ayrıca Anayasayı ihlal (TCK m.309/1), Cumhurbaşkanına suikast gibi suçlarda da teşebbüs durumu da tamamlanmış suç gibi cezalandırılmaktadır. (TCK m.310/1)[11][12]

Doktrinde Prof. Dr. Timur DEMİRBAŞ ve ARTUK/GÖKCEN/YENİDÜNYA (İstanbul ve İzmir ekolünden saygıdeğer akademisyenlerimiz) kalkışma suçlarını suçun maddi unsurlarından netice başlığı altında incelemişlerdir. Ancak bizce kalkışma suçları neticeye göre suçların sınıflandırılmasında ayrı bir başlık altında incelenmemelidir. Bunun sebebi kalkışma suçlarının suçun neticesi bakımından istisnai bir durumu yoktur. Kalkışma suçları teşebbüs konusuyla alakalı bir istisna getirdiğinden teşebbüs konusu altında yer verilmelidir.

7. Netice Sayısına Göre Sınıflandırma

Suç tanımında netice sayısı her zaman sabit değildir. Suç tanımında gösterilen netice tek olabileceği gibi bazen birden fazla da olabilir. Doktrinde netice sayısına göre sınıflandıran kişi Prof. Dr. Hamide Zafer’dir.[13]

7.1 Tek Neticeli Suçlar

Suçların büyük bir kısmında netice tektir. Kanunun tek bir netice ile tanımladığı suçlar tek neticeli suçlardır. TCK m.99’daki çocuk düşürtme suçu, TCK m. 102’deki cinsel saldırı, TCK m.132 haberleşmenin gizliliğini ihlal örnek olarak gösterilebilir.

7.2 Çok Neticeli Suçlar

Kanunun tanımında bazı suçlarda birden fazla netice öngörülmüş olup bu neticeler birlikte meydana gelmedikçe suçun netice unsuru meydana gelmemektedir. Örneğin TCK m.157’deki Dolandırıcılık suçunda suçun gerçekleşmesi için aldatılanın veya başkasının zararı ve failin veya başkasının menfaati neticelerinin birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

7.3 Seçimlik Neticeli Suçlar

Kanunkoyucu suç tanımlamasında birden fazla netice öngörmüş olup bu neticelerin birlikte gerçekleşmesini değil, bu neticelerden birinin gerçekleşmesini suçun oluşması için yeterli görmüştür. Örneğin TCK m. 86’daki kasten yaralama suçunda “vücuda acı verilmesi”, “sağlığın bozulması”, “algılama yeteneğinin bozulması” neticelerinden birinin söz konusu suçun oluşması için yeterlidir.

Sonuç

Sonuç olarak suçun maddi unsurlarından olan netice doktrindeki yazarlara göre farklı farklı tasnif edilse de tüm yazarlarca neticenin odak noktası sırf hareket ve netice suçu ayrımı olmuştur. Netice klasik suç teorisinde fiilin alt başlığı olsa da günümüz ceza hukuku anlayışında suçun bağımsız bir unsurudur. Ayrıca ceza hukuku bağlamında dış dünyada yaratılan tüm değişiklikler netice olarak adlandırılmamakta, kanun koyucu tarafından tanımının da yapılmış olması gerekmektedir.




KAYNAKÇA


Tek Yazar

(Hamide Zafer atfıyla Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım Ekim 2005:120)

İki Yazarlı

(Koca ve Üzülmez Mart 2008:119)

İki Yazarlı

(Koca ve Üzülmez atfıyla Dönmezer/Erman sy. 518)

İki Yazarlı

(Koca ve Üzülmez atfıyla Wessel/Beulke c.6 sy.153, Özgenç Türk Ceza Hukuku s.165)

İki Yazarlı

(Koca ve Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 2008:120)

İkiden Fazla Yazar

(Artuk, Gökçen ve Yenidünya, Koca ve Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 2014: 248).

Tek Yazar

Alacakaptan, (Suçun Unsurlar s.53)

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No.372

Tek Yazar

Zafer, (Ceza Hukuku Genel Hükümler 2015:198)

Tek Yazar

Demirbaş, (Ceza Hukuku Genel Hükümler 2014:239)

İnternet

https://sozluk.gov.tr/ (Erişim 28.10.2019)

[1] https://sozluk.gov.tr/ (Erişim 28.10.2019) [2] Hamide Zafer atfıyla Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım (Ekim 2005,sy.120) [3] Koca/Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler (Mart 2008 sy.119) [4] Koca/Üzülmez atfıyla Dönmezer/Erman sy. 518 [5] Koca/Üzülmez atfıyla Wessel/Beulke c.6 sy.153, Özgenç Türk Ceza Hukuku s.165 [6] Koca/Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler (Mart 2008 sy.120) [7] ARTUK/GÖKCEN/YENİDÜNYA (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.248) [8] Alacakaptan, (Suçun Unsurlar s.53) [9] Zafer, (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.198) [10] Demirbaş, (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.238) [11] Demirbaş, (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.239) [12] ARTUK/GÖKCEN/YENİDÜNYA (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.248) [13] Zafer, (Ceza Hukuku Genel Hükümler sy.204)



2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2_Post
bottom of page